‘TRAFİKTE KADIN OLMAK ÇOK ZOR’
19 Aralık 2019 Çarşamba 03:06

Radyo Trafik Ankara gönüllü muhabir kuşağında bu hafta dizi ve tiyatro oyuncusu Esen Aypek konuğumuz oldu. Aypek ile trafikte yaşadığı deneyimler, aksaklıklar ve çözüm yolları üzerine konuştuk.

 

Sizi tanıyabilir miyiz?

Ben Esen Aypek, 23 yaşındayım, Bilkent Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler bölümünde okuyorum. Ayrıca oyunculuk yapıyorum, tiyatro ve dizi oyunculuğu, diksiyon eğitimleri de veriyorum. Aktif olarak araç sürücüsüyüm, sürekli trafikteyim. Bilkent – Kızılay – Gölbaşı arasında trafikteyim, trafik konusunda inanılmaz güzel tecrübelerim ve güzel anılarım var.

 

Radyo Trafik'i her meslekten her yaştan insan dinliyor. Sizin gibi genç ve oyuncu bir hanımefendinin bizi dinlemesi onurlandırdı. Radyo Trafik'le nasıl tanıştınız? 

Bir gün Bilkent'ten ders verdiğim yere, Tunalı'ya gidiyordum. Yol inanılmaz kalabalıktı. Radyoda kanalları gezerken, bir kanal hangi yolun kapalı hangi yolun açık olduğunu söylüyordu ve çok hoşuma gitti. Ona göre güzergahı belirlemiştim ve öyle tanışmıştım.

Son zamanlarda Ankara trafiğinde inanılmaz bir artış, inanılmaz bir araç fazlalığı var. Eskiye oranla büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Bana orada iyi bir tavsiye oldu, farklı bir kanal çünkü genelde radyo kanalları genelde İstanbul trafiği ile ilgili bilgiler verir ama siz Ankara'ya özelsiniz.

 

Kadın bir sürücü olarak trafikte yaşadığınız olumsuzluklar var mı? Çünkü sorun yaşamayan kadın hiç görmedim trafikte. Nelerle karşılaşıyorsunuz?

Kadın şoförler trafikte daha büyük sorunlar yaşıyorlar. Geçenlerde yağmur yağarken sıkışık bir trafikte durduk yere arkadan birisi çarptı. Beyefendi çıktı arabasından, kadın olduğumu görünce bütün suçu bana yüklemeye çalıştı oysa ki arkadan kendisi çarptı. Kadın olduğunuz zaman kendinizi savunamayacağınızı, bir şekilde bastıracaklarını düşünüyorlar. Tek başınasın, sen araba sürüyorsun ve karşına izbandut gibi birisi çıkıyor, ben suçlu değilim diyor ve bir şekilde mizacın gereği bastırılıyorsun. Sen çözmeye yönelik olsan da karşındaki genelde kavgacı oluyor. Kadın gördüklerinde biraz daha üzerine gidiyorlar.

 

Trafikte hiç sıkıştırılma gibi bir durumla karşılaştınız mı?

Malesef başıma çok gelen bir durum bu. Aracın içinde kadın olduğunu gören, özellikle genç erkekler çok fazla sıkıştırıyor. Senin kaza yapabileceğini, direksiyonu kırabileceğini, heyecan yaşayabileceğini düşünmüyorlar. Bunun da gösteriş olduğunu düşünüyorum. Feminist iç güdülerimle söyleyebilirim ki özellikle güzel bir kadın gördüklerinde tavırları değişiyor. Taciz, camı açıp bir şeyler söylemeler, sıkıştırmalar, kırmızı ışıkta kafayı çevirip rahatsızca bakmalar gibi şeyler can sıkıcı ama malesef bunlara da alıştık. Bakmamayı tercih ediyorum, elimden geleni yapmaya çalışıyorum yoksa canım daha çok sıkılacak.

 

Malesef tepkisiz kalmamalıyız ama diğer türlü de belki durum daha kötü olacak, bilemiyorum. Bunların da trafikte bir cezası olmalı diye düşünüyorum. Trafikte tacize uğrayan kadınlar için plaka alınıp işlem başlatılmalı mı?

Ben de öyle düşünüyorum. Herhangi bir yaptırım olmayınca bu insanlar daha çok yüz buluyorlar. Onlara göre bu normal bir şey, yolda yürümek gibi. Sürekli yapıyorlar.

 

Anladığım kadarıyla en çok Gölbaşı ve Bilkent taraflarını, Eskişehir Yolu'nu kullanıyorsunuz. En çok sıkıntı yaşadığınız yerler nereler?

En çok Eskişehir Yolu'nda sıkıntı yaşıyorum. Konya Yolu da öyleydi benim için ama Malazgirt Bulvarı'ndan sonra Gölbaşı yönünde daha rahat gidiyorum. Ama Eskişehir Yolu'nda Bilkent'ten başlayıp Bahçelievler'e kadar sıkıntı oluyor. Hatta geçenlerde dersime yetişecektim, saat 18.00’ı gösteriyordu ama bir buçuk saatte ancak yetişebildim, 18.15'te derste olabildim. Kazalar da çok fazla Eskişehir Yolu'nda, yağmur yağarsa trafik çok daha kötü ve trafiğe çıkmaya korkuyorum. İnsanlar ne yapacaklarını bilemiyorlar, bir kaos ortamı var, kimse şeridini takip etmiyor, kimse ışığa uymuyor, kural ihlali yapılıyor.

 

Sizce Eskişehir Yolu'nun en büyük sıkıntısı nedir?

Eskişehir Yolu aslında bir çok güzergahı birbirine bağlıyor, bütün yük üzerine biniyor. Ve altgeçit gibi rahatlatacak geçişler de yok. Ümitköy, Yaşamkent, Bilkent'ten gelenler Eskişehir Yolu'nu kullanıyorlar. Yolun yükü çok fazla olduğu için alternatif olması gerektiğini düşünüyorum. Eskişehir Yolu şu an İstanbul trafiğini geçmiş durumda diyorum. Alternatifler de ters geliyor, Sabancı Bulvarı, Malazgirt Bulvarı, Ankara Bulvarı gibi yollar pek de kullanışlı değil.

 

Konuşmanın başında Ankara'ya araç girişi çok fazla, araç sayısı arttı dediniz. Bunun sebebini neye bağlıyorsunuz?

Son zamanlarda Ankara'daki üniversite kontenjanları arttı ve dışarıdan çok fazla öğrenci geliyor. İlk senesinde arabası olmasa bile ikinci senesinde araba alıyorlar. Ankara memur kentidir, herkesin olmasa bile her ailede mutlaka bir araba oluyor. İnsanlar genelde işlerine gitmek için toplu taşımayı da tercih etmiyorlar. Bu da bizi araba almaya itiyor. İnsanlar kredi çekerek her şeyden önce bir araba alıyorlar. Geçenlerde bir şey okumuştum; artık dört kişilik bir aileye düşen araba sayısı iki. Bu çok büyük bir rakam.

Aslında toplu taşımayı çok sevmiyoruz. İstanbul'da daha fazla imkan var, metrobüslerin faydası var ama Ankara'da metrobüs yok. Otobüsle, dolmuşla gittiğin için trafikte biraz daha geç gidiyorsun. Daha fazla uyumak için, belki daha kolay geldiği için insanlar araba almayı seçiyor. Araba almak da kolaylaştı zaten.

Ankara'da saat 22‘den sonra dolmuş, otobüs, metro bulamıyorsunuz ama hayat devam ediyor. Örneğin bir öğrenci şehir merkezine gelmek isteyebilir, akşam dışarı çıkmak isteyebilir ama bir taksi de öğrenci için çok pahalı. Saat 22den sonra ulaşımın bitmesi öğrencileri araba konusunda teşvik ediyor. İstanbul'da okuyan arkadaşım çok rahat şekilde metrobüs ve diğer araçlarla ulaşımı geç saatlerde de sağladığını söylüyor ve İstanbul'da araba almayı delilik olarak görüyor. Ama Ankara ilk iş araba almak oluyor.

 

Trafikte yaşadığınız ilginç bir olay var mı?

Aslında çok fazla var. Bundan yaklaşık 5-6 ay önce evden Gölbaşı'ndan Tunalı tarafına gitmem gerekiyordu. İki araç beni sıkıştırdı, hatta ikisi de arkadaşmış ve sağ şeritte o kadar sıkıştırdılar ki refüje çıktım, kaza yaptım. Yardımın gelmesini bekliyordum, polisi ve ailemi aradıktan sonra o araçlardan birisi tekrar yanıma geldi, kaza yaptınız çok üzüldük, numaranızı alabilir miyiz dediler. Yani numarayı almak için bana kaza yaptırdılar, milyarlara mal oldular. Numaranızı verin, biz de zararı karşılayalım, oturalım bir çay kahve içelim dediler. Sonuçta ben kaza yaptım, elim ayağım titriyor, kendimde değilim ve o kazayı yaptıran kişiler bana bu tavırla yaklaşıyorlar. Krizi fırsata çevirmeye çalışıyorlar ama hem de bu planlanmış bir şey. Polisi aradığımı, ailemi aradığımı söyledim. Yakınlarda da polis ekibi geldiğinde de o an ilk defa görürmüş gibi konuşarak gittiler. Malesef böyle şeyler yaşanabiliyor.

Bu davranışı eminim benden sonra kesinlikle yapmışlardır, öyle düşünüyorum. Kadınlar doğaları gereği daha çok panik halindeler. Hiç aldırmayıp yoluna dümdüz devam edemiyorsun. Kadınlar, erkeklerden daha kötü araba kullanırlar dedikleri; aslında daha dikkatli oldukları için, daha gelişmiş oldukları için her şeye tepki verebiliyorlar. Erkekler daha rahat davranıyorlar. Aslında kadınlarınki daha dikkatli olmaktan kaynaklanan şeyler.

Ama şu da var, bazı kadınlarda sinyalle ilgili problem var. Aracın verdiği sinyale göre şoförün kadın olup olmadığını anlayabiliyorum. Her iki cinste de kurala uymayanlar var. Bir de açıkçası kadınların trafikte diğer kadınları korumasını istiyorum, birbirlerine destek olmalarını istiyorum. Kaza yaptığımda hemcinsim durup bana yardım etsin isterim. Trafikte daha güçlü olabiliriz böylelikle.

 

Son olarak Radyo Trafik dinleyenlerine bir mesajınız var mı?

Bence yola çıkmadan önce mutlaka Radyo Trafik'i dinlesinler.

 

Esen Aypek bizimleydi, çok teşekkür ederiz...

 

 

@radyotrafik06