İDAM ÇÖZÜM DEĞİL !
16 Temmuz 2018 Cuma 03:55

 “Ankara Konuşuyor” programında bu hafta çok önemli bir konu işlendi. Son günlerde kaybettiğimiz küçücük bedenler hepimizin yüreğine kor düşürdü. Bu olaylardan yola çıkarak ailelerin alması gereken önlemler, Elvan Palaşoğlu’nun sunumunda Sosyolog Dr. Metin Özaslan ile değerlendirildi. Aynı zamanda Ankara ile ilgili sorunlara da parmak basıldı.

  İlk olarak Polatlı’da Eylül’ü kaybettik, ardından Leyla, Ufuk…  Bunlar ilk değil. Aynı olayları hep yaşıyoruz. Çocukların nasıl büyütülmesi gerektiği ile başlarsak neler söyleyeceksiniz?

 Hegel “insanlar yaşadığı dönemin çocuklarıdır” der. O dönemde çevresel ekonomik koşullar neyse insanın kimliğini onlar belirler. İnsan yetiştirmede eğitim, gelir düzeyi ve bilinç arasında büyük bir ilişki vardır. Bu seviyelerde yükselmeler ne kadar fazla ise ailelerin çocuklara karşı yaklaşımları daha duyarlı oluyor. Bir kere bu seviyelerin her ailede aynı hale gelmesi gerek. Duyarlılık oranı arttıkça daha mantıklı yaklaşımlar ile çocuklar büyütülüyor. Bir kere çocukları polis ile asker ile ya da onu koruyabilecek yapılarla korkutmamak gerek… Bu yaklaşımın elle tutulur bir yanı yoktur…

  Ahmet Ümit idam ile ilgili çok önemli bir yazı paylaştı. “Aslında bu suçların cezası zaten idamdır. Bu suçu işleyenler hapse girdiklerinde başlarına ne geleceklerini biliyorlar. Buna rağmen vazgeçmiyorlar. İdam çözemez bu işi diye yaklaştı.” Katılıyor musunuz ?

  Evet. İdam gelsin, bu iş çözülür diye bir durum yok. Ülkemizde yoksulluk, eğitim ve göç sorunu çok büyük. Bunların ortadan kalkması gerek. Göç olaylarından kastım, kırsal kesim ile şehirsel yaşam arasındaki bağ net olarak kurulamadı. Köylerde yasak olanlar ile şehirlerde yasak olan yaklaşımlar çok farklı. Buradan yola çıkarsak aslında Türkiye’de birçok alanda suç işleme sayısı oldukça fazla…
Yaşanan suçların temelinde eşitsizlikler yatıyor. Bu farklılıklar kaldırılamadığı sürece suçlar azalamaz…

Siz aynı zamanda Ankara Kulübü Derneği başkanısınız… Ankara sizce doğru yönetiliyor mu?

  Ankara yerel bir barış ile yönetilmedi. Ankara polemikler ile ve birbirini karalamalarla yönetildi. Kurumlar arasında yerel bir dayanışma kurulamadı. Bunun faturasını da yaşanan sel olayları ile trafikte yaşanan büyük sorunlar ile görüyoruz.
  1957 yılında Ankara’da sel felaketinde 192 kişi hayatını kaybediyor. Hiç kimse yağış beklemezken bu yaşanıyor ve büyük bir facia yaşanıyor. Yani şunu demek istiyorum. Bunlar Ankara’da hep yaşandı. Mamak bölgesinde buna önlem olarak sel kapanları yapıldı. Mesela Bayındır Barajı buna örnektir. Kişisel olarak bizlerinde dikkat etmesi gereken birçok nokta var. Ancak ilk iş yerel yönetimlere düşüyor.

Betonu medeniyet sanan bir dönemden geçiyoruz. Halbuki medeniyet sudur, topraktık, ağaçtır, parktır…

Ankara Dünya’nın dahi en güzel kale kentine sahip bir yer. Ancak yerel yönetimler bu noktaları ayağa kaldırıp, turizm merkezi haline getiremedi.  Yönetimler birçok noktaya yapay kaleler yaptı. Elindeki tarihin lütfunu değerlendiremedi…

  Ankara su etrafına kurulmuş bir şehirdi. Ankara kalesinin olduğu noktada birçok dere toplanırdı. Ancak yönetimler üstünü kapatıp, planlamaları bunun üstüne kapatıp yaparsınız büyük sorunlar olur. Tam tersi bu dereleri açıp, değerlendirmemiz gerekir. Yine ne yapıldı, yapay şelaleler, yapay havuzlar, fıskiyeler yapıldı. Ankara’da bunlar zaten vardı. Hem de doğal olarak. Eskişehir buna en iyi örnektir. Porsuk çayı yanından geçilemeyecek derecede kokan bir yerken şuan içinde yüzülen turistik bir nokta oldu.


Ankara trafiği ile ilgili düşünceleriniz neler?

Araç sayısı Ankara’da çok arttı. Otopark sorunları da ortada… Araç kullanmak ülkemizde çok maliyetli… Bunun sonucunda da toplu taşımanın önemi ortaya çıkıyor. Metroların yapılmasında çok geç kaldık. Şehir merkezlerine insanların otomobille girmemesi için çalışmalar yapılmalı. Merkez noktalar yayalaştırılmalı. Raylı sistem her noktaya gelmeli ve merkez noktalarda toplanmalı…

 

Ankapark ile ilgili neler söyleyeceksiniz?

  Bu projenin Atatürk Orman Çiftliği’nde yapılması en büyük yanlış. Burası Atatürk’ün özel mülküydü ve Türk milletine bağışladı. Bağışlarken de buranın birinci olarak örnek tarım işletmesi olmasını istedi. İkinci olarak ise Ankara’nın mesire alanı olarak kullanılmasını vasiyet etti. Bir kere bu vasiyete uyulması gerekirdi.
   Mevcut projeyi kim işletecek bu belli değil. Çünkü işletme rakamları çok yüksek… Belediye bunu yapamıyor, işletemiyor. Başka kimsede cesaret edemiyor…

 

@radyotrafik06