“SİGORTA KONUSUNDA BİLGİSİZİZ”
16 Temmuz 2018 Perşembe 03:56

Ankara Konuşuyor” programında Elvan Palaşoğlu, Sigorta acenteleri derneği başkanı Kemal Gazioğlu’nu ağırladı. Bu hafta, döviz artışlarından etkilenen kasko fiyatları ele alındı. Acentelerin bu konuda çözümü ise “mini kasko” olmuştu. Gazioğlu bu konu ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

 

Mini kasko nedir ?

 Şirketler artık çeşitliliği artırdı. Full kaskoda tüm teminatlar sunuluyor. Araçların onarım zamanında kiralık araçların verilmesi gibi birçok kolaylık var. Ancak bu kasko türünde fiyatlar çok arttı. Poliçe yenilemesi döneminde dahi ücretler yükseldi. Ayrıca dövizin yükselmesi, yine araç satışlarındaki azalmalardan dolayı yeni seçeneklere yöneldik. Mini, tutumlu, muafiyetli, pert kasko dediğimiz imkanlar geldi. Şirketlere göre bu isimler farklılık gösterebilir.
 

 Mini kaskoda Arabanın en az %60 seviyede hasar görmesi gerekiyor. Bu durumda araç pert olarak değerlendiriliyor ver parası ödeniyor. Nasıl hasar aldığı önemli değil. Yanma da, çarpışma da hepsi içerisinde… Ancak ”camım kırıldı değiştirin” derseniz, bu karşılanmıyor. Normal kaskoda aracın yaşının on olması gerekiyor. Ancak mini kaskoda böyle bir sınırlama da yok. İleri yaştaki arabalar da dahil ediliyor.

 2010 Renault Megane aracınız var ise tam kasko fiyatı 1500 lira çıkıyor. Mini kasko ile bu ücret 550 liraya iniyor.

Doğal afetlerde sigorta şirketleri ödeme yapmıyor. Afet, sel, yangın, terör teminatları bazı sıkıntılar yaşanıyor... 

 Artık sigorta şirketlerinde ağırlıklı risk açısından beklenen tehlike iklim değişiklikleri… 8 saatte yağacak yağmur, 1 saat içerisinde etkisini gösteriyor. Hırsızlıkta, çarpışmada hasarın ne olacağını tahmin edebiliyorsunuz. Ancak bu doğal afetlerde araca ne gibi bir hasar gelecek kestiremiyorsunuz. Bu konuda da teminatlar yine kaskolara göre farklılık gösteriyor. Eğer teminatınız yok ise aracınız pert olsa dahi bunlar karşılanmıyor. Kaskoyu yaptırırken dikkatli olunmalı…


 Şu uyarıyı da yapmak istiyorum. Sigorta poliçeleri sigorta acentelerinden alınmalı… Bankalar ile yapılacak poliçelerde büyük sorunlar oluyor. Çünkü bankanın işi para almak, para satmak. Sigorta şirketleri ise 7/24 bu işlerle ilgileniyor. Vatandaş sigorta şirketleri ile çalışırsa mağdur olmaz. Yeri geliyor hastaneye gidiyoruz, sağlık sorunlarını çözüyoruz. Yeri geliyor evine hırsız giriyor, karakola gidiyoruz, destek çıkıyoruz. Kamu, bankaların finansal işler ile uğraşmasından dolayı bu konuyu da finansal olarak görüp, oralara da yetkiyi veriyor. Kanun olarak da bir sıkıntı var.

Ev sigortaları, eşya sigortaları da önemli… Yaşanan afetler sonucunda esnaflar da çok kötü etkileniyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

 Bu afetler sonucunda iş sahiplerinin eğer sigortası yok ise maalesef direk dükkanlar kapanıyor. Sigortası olsa her türlü eşyaları karşılanıyor.

 1999 Depreminde Türkiye’nin tamamında sigorta olsaydı, hasarların %80’i karşılanırdı. Çünkü yapılan sigortalar sonrasında şirketler yabancı sigorta kuruluşlarına para ödeyerek bunu yapıyor. Eğer böyle olabilseydi o dönem devletin cebinden para çıkmadan bu sorun çözülürdü. Bu olmadığı için hasar yaşayanlara çok küçük ödemeler yapılabildi…
 Fabrika yangınları meydana geliyor. İstanbul’da yanan bir fabrikanın 150 milyon TL’lik borcu 2 ay içerisinde ödendi. Ancak bunun tanıtımı yapılmıyor.

 Biz İlkokulda hayat bilgisi dersine sigorta dersi konulsun istedik. Bunun için her türlü girişimde bulunduk. Ancak bunu kabul ettiremedik. İnsanlar küçüklükten bunu öğrensinler istedik. Kendi emeğimizle aldığımız ne var ise sigorta yaptırmamız şart… Ancak bu kültür bir türlü oluşmadı.


 

 

@radyotrafik06